EKŞİ MAYALI EKMEK İSTERSENİZ...

EKŞİ MAYALI EKMEK  İSTERSENİZ...
...BUYRUN, BİR DİLİM ALINIZ

14 Şubat 2010 Pazar

SADECE BURAYA ÖZEL: SANDVİÇ EKMEĞİ

Sabah kahvaltı yaparız diye konuşmuştuk, dünden.
Uyanınca, "ne gerek var dışarda kahvaltıya, bugün kalabalık olur hem" düşüncesi dolanınca aklıma, telefon ettim; "bana gel!"
Gelirken sarı gül getirmiş, "dostluk demek, sarı gül" dedi. Derken öğleden sonra oldu ve ikimizin de payına pembe güller düştü, bir de.
Bugün gül günü!
Büyütüp burada size göstereceğim onları.


Kahvaltıda taze ekmek olsa iyi olur, işe girişmeli. Ne yapmalı?
Sandviç ekmeği daha çabuk olur; gazı çıksın, ikinci kez kabarsın diye beklemeden yapayım, çöl pidesi mi yapsam?
Niyet buydu ama sonuç tam o olmadı. Neden mi? Artık, ekmek yaparken santim, milim ölçmüyorum. El kararı ağır basıyor.

Mayası, tuzu, şeker yerine balı tamam.
Suyun yarısını sütle değiştirdim.
Unu aldığınca ekledim.
Sirke koydum yumuşak pof pof olsun diye.

Yoğurup, sekiz parçaya böldüm, top top yaptım, tepsiye dizdim.
Fırını ılıtıp, tepsiyi yerleştirdim ki, hamur kabarsın. Yarım saat sonra, ekmekçiklerin üstüne yumurta sarısı ve susam karışımını sürdüm.
Bıraktım biraz daha kabarsınlar.

"Nerdesin" dedim, arayıp yoldakini. "Yarım saate ordayım" cevabını alınca rahatladım: Rahat rahat pişecek zamanı var buncağızların.
Fırını 180 dereceye getirdim, kabardılar, mis kokular sardı evi.
Çıkardım fırından, kahvaltının baş konuğu gelmeden hemen önce.
Biz sofraya yerleşene, yumurtaları pişirene dek ılındılar.


Bu ekmeğin püf noktası, sütünde ve o iki kaşık sirkede.
Böyle kabarmış ve yumuşak olmalarını onlar sağladı.

.

2 yorum:

şule dedi ki...

yine süper görünüyorlar kuzum. ellerine sağlık :)

Ekmekcikız dedi ki...

Ah, sen ne vefalı dostsun Şulem!
Biliyor musun, bugün yine yaptım onlardan.
Bir daha sefere sana da yapacağım.
:))